tag:blogger.com,1999:blog-341223782009-03-02T18:27:48.969+02:00spin the black circleGorghttp://www.blogger.com/profile/17532113665729226307noreply@blogger.comBlogger111125tag:blogger.com,1999:blog-34122378.post-72327185971583444212008-03-23T17:14:00.000+02:002008-03-23T17:15:59.123+02:00denemedeneme, denemeeee<br /><br />elini korkak alıştırmaaa<br /><br />pıh pıhhh<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/34122378-7232718597158344421?l=spinntheblackcircle.blogspot.com'/></div>Gorghttp://www.blogger.com/profile/17532113665729226307noreply@blogger.com6tag:blogger.com,1999:blog-34122378.post-62383452420858218552007-08-27T20:44:00.000+03:002007-08-27T20:49:18.050+03:00yeni blogçok saygıdeğer, sevgili, canımın içi, hemstır ısırıklarının kahramanı, yazları fok kışları kuzgun olmamın müsebbibi, 100 kaplan gücündeki Unka blog açtı. Kendisinin süper öykülerini yandaki unkaa linkinden takip edebilirsiniz.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/34122378-6238345242085821855?l=spinntheblackcircle.blogspot.com'/></div>Gorghttp://www.blogger.com/profile/17532113665729226307noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-34122378.post-1304279601516848962007-08-15T01:08:00.000+03:002007-08-15T01:49:04.038+03:00mini mini resultlar, çalışkan discussionlarUzun zamandır beklediğim an geldi. Artık yazmak için bir nedenim var: Sevgili sevgilim heri poturun son kitabını ne yazık ki dün itibariyle bitirmiş bulunuyorum. Gönül isterdi olayları şöyle bi irdeleyivermek burada, anti-kahramanlara olan aşkımı pekiştirmesini detaylandırmak filan ama mesaj kaygısı güdüyorum. Spoiler vererek bünyelerde derin yaralar açmak istemiyorum.<br /><br />Bittiği an ahanda napıcam bundan sonra hissiyatım, çevremin tez için gaza getirme çabalarıyla birleşti. Orda şimdi güzelim iksir dersi varken burda otobiyografik hafıza discussionı yazılır mı yaw desem de anlatamadım. Annem bak bu gece sabahlayıp bitirirsen ben de senin yanında otururum istersen dedi. Tam anlamadım ama sanırım korktuğum yerlerde elimi tutmak için böyle bir teklifte bulundu. Yine de teklifler arasında kazanan rakı-balık oldu.<br /><br />Şimdi birisinin bana işte bu kitap! seni bu boşluktan ancak bu kitap kurtarır demesini bekliyorum. Bİr de "siyah hatıralar denizi"nin ne kadar şahane olduğunu, lemin yeni bir kitabını okumuş gibi hissettiğim belirtmek istiyorum. Şİmdi iki kelime daha result yazıp iki balık daha haketmem lazım (ver patiyi, al ödülü). Düğün filan onnarı da annatıcam bilahare<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/34122378-130427960151684896?l=spinntheblackcircle.blogspot.com'/></div>Gorghttp://www.blogger.com/profile/17532113665729226307noreply@blogger.com3tag:blogger.com,1999:blog-34122378.post-57735158775377105372007-07-14T00:08:00.000+03:002007-07-14T00:49:34.185+03:00oldurgaççok deliyim elimi kolumu nereye koyucam bilemiyorum, otobüste önümde duran adamın ensenine şaplak atmamak, yolda sakin sakin yürürken bin an durup herkese nah çekmemek ve hatta lombolikodelmondooo ya da sinan şamil saaaaammm diye bağırmamak için kendimi çok zor tutuyorum hadi reiki terapisi yaptırayım dedim. dört dün arka arkaya gidilen bu fantastik uykulu metafizik hadise sonucunda elimde şu veri vardı "binbir tane büyük hayalin var. gerçekten istersen olur bunnar" Ben dedim ki ama ben ne istediğimi bilmiyorum ki neymiş onnar. Bana dendi ki "evet zaten karar vermen lazım bi karar ver sen ne istediğine sonra ona odaklan sonra o olur işte". İşte o günden beri günde bazen iki defa olmak üzere fikir değiştiriyorum. Misal:<br /><br />-yazar olucam ben. Banane ben de yazarım hem blog fotom bile yazarın arka kapak fotosu gibi. Küçük periyan mayden olurum antisosyal olurum öyle çemkirik şeyler yazarım. Doğam gereği 8 ay eve kapanma hobim var zaten arada bişiler yazabilirim. Kitabın adını kara bulut koyabilirim. Ama sorun şu kitabın dizaynı (kırmızı, gri siyah olcak kapak), arka kapağı ve adı tamam ama içine ne yazıcam. kussam içine post modern sanat diye yutturur muyum acaba?<br /><br />-amaan ik cı olim ben ya. oooh öyle 2 3 sene sonra atılım yapar para kazanırım. kazandığım paralarla hobi yaparım. işte stüdyo ev tutarım. kedi alırım. yalnızca cumartesi günneri kot montum üstüne küpelerim boynumda fularım bakımlı ama bakın eskiden bende ne numaralar vardı havasında dolaşır, sevgilimle yürüttüğüm seviyeli ilişkimle steril bir hayata sahip olurum. Sorun şu ik sizin götünüze girsin dememk için kendimi uzun ve sancılı bir eğitim sürecinden geçirmem lazım.<br /><br />-şimdi 1 sene burda ne bulursam yapayım hayvan gibi de kasayım, gre'de toefl'da top çekiim gideyim akademisyen olayım. Bilimsel makale yapim kalim orda hatta trafiksiz şehirlerde bahçede köpeklerim, insanlarla vıcık olma şansın olmadan sakin bi hayat süriim. Sorun şu orası da ayrı bir cehennem. "Amerikalılar hepiniz gerzeksiniz, bilim dediğiniz şey var kimsenin anlamaması için yarattığınız akademik sistemin içinde dataya işkence ederek, bükerek, çekerek çıkardığınız günlük hayatta hiç bir anlamı olmayan "significant" saçmalıklar" dememek için ciddi bir irdelememe haline bürünmek lazım ki zor.<br /><br />-deli miyim ben be ev kadını oliyim ben. zengin kocam olsun ben günlerimi spor ve shopping yaparak, kocam yeteri kadar zenginse ralli yaparak, takı tasarımlarımı ve sürreal heykellerimi klas insanlara pazarlayarak, koleksiyonculuğa merak salarak ve konken, poker oynayarak geçiriim. Sorun şu hani nerde zengin koca, bulsan bile ben senden daha zengin olucam işte, ben senden daha çok şirket kurucam, ben de yapabilirimmm diye gaza gelmemek için epey bir eziklik takviyesi yapmak lazım bünyeye. zor ziyadesiyle zor.<br /><br />-berduş oliim ben ya höyf. 3 gün orda, 5 gün burda takiliim. Azcık para yapınca bi gemiye aşçı olarak girip onlarla dünyayı gezim. saçımı da rasta yapiim. rasta diilim ben doğuştan dreadlock ım bunun ayrı bir felsefesi var bi kereee diye hava atim. Arada bi gelim ben artık dünya vatandaşıyım hiç bir yere ait olamam nayır nolamaz diyim. sorun şu ben gemide olmaktan korkuyorum. Hayır kesinlikle denizden değil gemiden kaçıp gidememekten. Binemem ben öyle uzun yol gemisine beşiktaşa geçemiyorum şurdan.<br /><br />-hayır bir kere izmir'in bir sahil kasabasına yerleşeyim. Bana çeviri aksın ben arada takı bok püsür tapim onnarı satim. haftada minimum üç gece deniz börülcesi, beyaz peynir rakı olsun, 2 gün de şarap olsun peynirle. domatesim, patlıcanım. orda yalnız olmiim. Sorun şu bu fazla mükemmel. ben birşeyde kusur bulamayınca huysuzluk yapar huzursuzluk çıkarırım yine olmaz.<br /><br />Şimdi bunnarın arasından gel de karar ver.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/34122378-5773515877537710537?l=spinntheblackcircle.blogspot.com'/></div>Gorghttp://www.blogger.com/profile/17532113665729226307noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-34122378.post-30047806815065058272007-06-20T01:50:00.000+03:002007-06-20T02:03:42.178+03:00açık mektup no:2sevgili kara bulut,<br /><br />biliyorum bana hastasın. Dört mevsim bir dakika yanımdan ayrılmak istemiyor, beni şevkatli kollarınla sarıp sarmalamak istiyorsun. Tabi ki biliyorum kişisel gelişimimin en temel öğesi sensin. Senin sayende aynı gün sevgiliden ve işten ayrılma, evdekileri ağlatıp, yakın arkadaşlarımı küstürme ve hatta son parayı içkiye harcayıp tüm geceyi unutucak kadar sarhoş olup bir de üstüne öteki gün yataktan kalkama potansiyeline sahip bir insanım. Ah ama şekerim bir rahat ver, bir nefes aldır arada olmaz ki böyle. Herşeyin bir adabı var. Farkındayım seni kızdırmaya da gelmez bundan mütevelli burdan ayar verirken hafiften bir ürperme de gelmiyor değil. Yine de ama aaaa yani. Git azcık burcunun bulutuyla filan oyna. El ele tutuşun gidin çayıra çimene, kaydırak tahterevalli takılın biraz. Arkadaş da bulduk sana o kadar. Hadi canım hadi güzelim. Bir time out pliiiiz.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/34122378-3004780681506505827?l=spinntheblackcircle.blogspot.com'/></div>Gorghttp://www.blogger.com/profile/17532113665729226307noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-34122378.post-19034320653652094562007-06-16T23:25:00.000+03:002007-06-16T23:42:17.443+03:00wishlistçok çok hızlı giden bir arabadayken bir anda kapıyı açıp kendimi yola atmak yuvarlanıp sürüklendikten sonra ayağa kalkıp üstümün tozunu pat pat silip ehe ehe diye gülerek koşmaya başlamak istiyorum.<br /><br />Vapurda giderken en tepeye çıkıp balıklama denize atladıktan sonra sırt üstü kulaçlarla dolmabahçe'ye yüzmek orda köpek usülü silkelenmeyle suları attıktan sonra cebimden kitabımı çıkarıp okumaya başlamak istiyorum.<br /><br />Birisi birgün kalabalık bir yerde bunu yapmaya gönüllü biri var mı diye sorsun, ben de "bennn, beennn" diye yerimden fırlayıp son hızla gönülü avcısının üstüne doğru koşup onu devirip koşmaya devam etmek ve sonunda avantaj kartı reklamı dansıyla şovumu bitirmek istiyorum.<br /><br />ayrıca birgün köprü yolunda çok sıkılmış, bunalmış, sıcaktan baymış halde beklerken çantamdaki kasetçaları çıkarıp omzuma koymak ve arabaların üstüne çıka çıka maykıl ceksin dansı yapmak istiyorum. Bu şovumu da havada gitar çalma efektiyle sonlandırmak ve çantayi sırtına atıp aldırmaz, karizmatik, yürüyüp giderim ben oohoo pozuyla yola devam etmek istiyorum.<br /><br />küçük isteklerim var benim bu hayatta.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/34122378-1903432065365209456?l=spinntheblackcircle.blogspot.com'/></div>Gorghttp://www.blogger.com/profile/17532113665729226307noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-34122378.post-17479923263654186462007-05-20T23:09:00.000+03:002007-05-21T00:15:35.895+03:00egocukhayaller ötesi kompleks bir vaarlık olan kadınların ego dinamikleriyle yönetildiğini düşünmeye başladım bu aralar. Ayrıca bir kadını ego shotlardan mahrum bırakmanın ona karşı yapılabilecek en sinsi pasif agresif saldırı olacağını da düşünüyorum. Bu zavallım id ve süperego baskısından ne yapacağını şaşırmış bilinç katmanları kararsızı ego, pörsüdümü bunalım başlıyor. Bir de mesela bazı erkekler var direk egoya saldırıda bulunarak utanmaz bir sindirme politikası yürütüyor. "Sen yapamazsın", "haha sen nerden anlıcaksın" gibi sonradan ben öyle demek istemedim canım şaka yapıyodum desteğiyle meşrulaşan bu saldırılar egoyu sarstığı gibi, ego bunu içselleştirip hakkaten yapamam sanmaya başlıyor. Sonra bir anda saldırı etkeni ortadan kalktığında bu sefer içsel süreç çekapı başlıyor. Bazı şanslı kadınlar silkinip kendine gelirken, bazı kadınlar ühüüçok yalnızım ayrıca çok da yetersizim döngüsünde kayboluyor sanırım. Bir de araftakiler var. onlar üç günü hahayt hiçbişi benden kurtulamazla geçirirken, dört gün de yalnız ve yetersiz olmalarına ağıt yakarak geçiriyor. Böyle hassas bir dengedeyken alınan dış saldırıların etkisi katlandığı gibi dış destekler de etki güçlerini kaybediyor. Bir nevi mehter bandosu hızında gelişmeler kaydediliyor sonuçta. Bu küçük adımlar sırasında kendini çotank diye ortama girerek herşeyi düzeltebilecek ilahi eller sananlar da bir süre sonra sürecin karmaşında kaybolup gidiyor. Ya onlar kayboluyor ya da sürecin içindeki kadın kara delik tadında herşeyi içine çektiği için onları da arada harcıyor olabilir bundan çok emin değilim. Sonunda bir dinginlik evresine varmak için tazmanya canavarı evresinden geçmekten başka çözüm kalmıyor. Bu arada kadının karşına başka iki opsiyon da çıkıyor. Tek başına ego tamiri ya da erkek destekli ego tamiri. Benim şahsi fikrim yollarını önlerindeki küçük çıkıntılarının gösterdiği yöne giderek bulan, bunu yapmayan azınlıktan olsalar bile bir kadının idrak sınırları dışında düz mantık yürüten hiçbir çetrefile kafası basmayan bu garip insan evledı genre'sinin faydalarının sınırlı olabilceği yönünde. Asıl iş yine insanın kendisine kalıyor heralde burdada bir takım idealler, hayaller onları gerçekleştirerek varlığını kendine kanıtlamak filan geliyordur. karışık işler çok karışık<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/34122378-1747992326365418646?l=spinntheblackcircle.blogspot.com'/></div>Gorghttp://www.blogger.com/profile/17532113665729226307noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-34122378.post-25400993077091507362007-05-17T22:54:00.000+03:002007-05-17T22:58:13.253+03:00şarkıbir de geçenlerde başka bir şarkı ararken stoktan bloc partynin pioneers şarkısını buldum. Aa ne zamandır dinlemedim bi dinliyim dememle bir haftadır aralıksız dinliyorum. şimdi de remikslerini indirdim ne kadar muhteşemler tam yaza göre<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/34122378-2540099307709150736?l=spinntheblackcircle.blogspot.com'/></div>Gorghttp://www.blogger.com/profile/17532113665729226307noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-34122378.post-72759394257198135312007-05-09T21:59:00.000+03:002007-05-09T22:34:43.239+03:00tralalaKüçükken ne olmak istediğimi bilmezdim. Sonra birgün lise 3'te dersanede nedense hatırlamıyorum psikoloji yazıcam ben ya dedim. Bir daha da irdelemedim bunu. Ayrıca araştırmadım da bu insanlar kimdir ne yaparlar. Psikoloji o kadar. Geçende bölümün önünde otururken ve rot'u beklerken bir kız geldi. Şöyle bir etrafa baktı alttaki sevgili bankına meyletti sonra bir vazgeçti başka bir banka oturdu. Bir dakika sonra yanımda bitip pardon siz psikolojide mi okuyosunuz ilk seneniz mi dedi. Yok dedim sekizinci senem. Gözlerini kocaman açıp gerçekten mii süpperrr diyip manzaraya bakmaya başladı. Deli galiba dedim hemen içimden. Sonra ay ben lise 2 deyim de merak ediyorum bilgi almak istiyorum anlatır mısınız bana dedi. İlk söylediğim burdan mezun olursan bildiğin psikologlardan olamazsın oldu. Sonra anlattım msn'imi aldı okul gezisiyle gelmiş. Geçen gün msn'de nasıl ders çalışmalıyım sizce müzik dinlemek kötü müdür dedi. Ben uydurdum bişiler sonra da bana "ay benim dinlediğim müzikler öyle normal diil. Metal dinliyorum. Onlar gürültülüdür" diye hava attı. Hı hı dedim ben de. (içimden bir canavar çıkıp ben var yaa metalin ohooo demek istedi susturdum, gerçi sevgili yapmasını, gezmekten mahrum kalmamasını da söyledim ama bunları söylemek iyi mi çok emin diilim hala, o zamanlarki sevgilime de böyle diodum kaldı çocuk bursalarda, ben de gelince istanbula hemen ayrılmıştım zaten ondan ne fenayım)sonuçta ne insanlar var işte geleceğin birinci adamları. Bu birinci adam şeysini de biraz önce iş bakarken gördüm. Birinci adamlar arıyorlarmış siktirin dedim.<br /><br />Neyse heralde ne iş yapıyosan onda hırslı olman lazım. Kurumsala karşı durmaman lazım. Zira ben de kurumsalla savaşımda son 2 aya girdim. Bak yoksa başarılı erkeğin arkasındaki ezik kadın olursun. Misal benimki aldı yürüdü ve hatta bu yürüme işine avusturya'da devam etmeye karar verdi. Şimdi Ceo'larla fink atıyor. Çok gurur duyuyorum onunla ama mesela ben de bir makale yayınlatsam kendimle de gurur duyarım. Sanırım içine bilim insanı azmi oturması böyle bişi. Gurur=makale. Doktora azmim tavan yaptı gittim gidiyorum yani o nebze. May the force be with me.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/34122378-7275939425719813531?l=spinntheblackcircle.blogspot.com'/></div>Gorghttp://www.blogger.com/profile/17532113665729226307noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-34122378.post-6520279659301080982007-04-27T23:14:00.000+03:002007-04-27T23:37:47.872+03:00santrifüjŞimdi:<br />kahkaha atarken ağlamaya başlayan insan çok tehlikelidir. duygu durumu değişiklikleri intervalı 10 dakikaya kadar inerse acil durum sinyalinin verilmesi gerekir. Bir insanın hayatının santrifüj etkisi diye tanımlayabileceğimiz bir baskı altında olması da çok sinir bozucudur. Her şeyi yoluna koymaya çalışırken herşeyin daha da beter olması ve bunlarda kişiye katılımcı değil ancak gözlemci rolünün biçilmesi en has işkence yöntemidir.<br /><br />peki ayrıca:<br />Ayrıca nedir bu savrulmalar bu karmaşalar herhangi bir özgür irade tüm gücünü ortaya koyarak bu gidişata bir dur diyebilir mi? Daha da önemlisi gidişat dur denilebilecek yapıda bir kavram mıdır yoksa yine binbir bilinmeyenli denklemin anlık kompozisyonu sonucu tüm koşullar sağlanır ve biz arkasından rasyonalize ederek kendimiz dur dedik mi sanırız? Averaj üstü bir genelde stabilite tutturmak ne kadar zordur? Çok soru sormak içgörü sahibi olmanın bir sonucu mudur yoksa yalnızca ahmak ve gerzek ve tutunamayan olduğunu mu gösterir? Ve en önemlisi gitmek mi hayat kurtarır kalmak mı ya da beklemek mi yürüyüp gitmek mi?<br /><br />hepsinin yanıtı: 42<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/34122378-652027965930108098?l=spinntheblackcircle.blogspot.com'/></div>Gorghttp://www.blogger.com/profile/17532113665729226307noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-34122378.post-77061095049670205122007-04-18T21:52:00.000+03:002007-04-18T22:11:34.851+03:00Analizbugüne bugün 205 variable üzerinde analize başlayan aşmış bir insanım. Bu variableları anova'ya koyarak beş sağa sekiz sola çırpmak suretiyle kısık ateşte pişiriyorum. Sonra üstte biriken köpükleri alarak içinde su olan bir kaba biriktiriyorum. Tanelerin dağılmasına izin vermiyorum, aykırı ben pişmem diye inat eden variableları teker teker ayıklıyorum. Yine de Homojenlik değerleri sorun çıkarıyor ne yapıcamı çok bilemiyorum. Araya birkaç tutam plot ve korrelasyon atıyorum. piştikten sonra discussion sosu koycam sonra bütün bölümün karşısına çıkıp pişirdiğimi sunucam. Sunarken bayılıcam ayıldığım yerden devam edicem. Heyecandan sınıfın ortasına kusmazsam başarıyla geçmiş sayıcam sunumu. Sunumdan çıkınca kutlamalıyım bunu dicem ama bişi olucak ve yine kutlayamıcam. Ya da kör talihim bu sefer bir güzellik yapıcak bana orası belli olmaz. Ama şimdilik görünen o ki bu tez bitecek ve bu sunum haziran başı yapılacak. Ay çok heycanlııı<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/34122378-7706109504967020512?l=spinntheblackcircle.blogspot.com'/></div>Gorghttp://www.blogger.com/profile/17532113665729226307noreply@blogger.com1tag:blogger.com,1999:blog-34122378.post-37001076221435386512007-04-18T21:40:00.000+03:002007-04-18T21:50:40.989+03:00dıptısmy alcoholic friends ne kadar güzel bir şarkı. Bu aralar sabahtan akşama kadar dinliyorum aynı şarkıyı<br /><br />i’ll be on my best behavior<br />taking shots for mother nature<br />once my fist is in the cupboard<br />love is never falling over<br /><br />should i choose a noble occupation<br />if i did i’d only show up late and sick<br />and they would stare at me with hatred<br />plus my only natural talent is wasted<br />on my alcoholic friends<br />the party never ends<br />my alcoholic friends<br /><br />gibi sözleri var.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/34122378-3700107622143538651?l=spinntheblackcircle.blogspot.com'/></div>Gorghttp://www.blogger.com/profile/17532113665729226307noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-34122378.post-89841645617298205502007-04-16T09:20:00.000+03:002007-04-16T09:25:42.148+03:00nedir?hayatın özü nedir? Adadır<br />Çok yorulup çok sıkılmanın ödülü nedir? Adadır<br />Herşey insanın gözüne ne zaman çok güzel gözükmeye başlar? Adaya gidince<br />Çiçek, böcek, deniz, hava, güneş, yemek.. hepsinin optimum birleşme noktası nedir? Eh adadır<br />Gorg ne zaman vapura binmekten bile hafifçe zevk alabilir?Adaya giderken<br />En çok ne zaman geri gitmemek için tepinmeye başlar?Adadan dönerken<br />Pekii en güzel ada hangisidirr? Tabiki Burgaz Adaaa<br /><br />yakında foroğraflarla kanıtlıcam bu söylediklerimi<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/34122378-8984164561729820550?l=spinntheblackcircle.blogspot.com'/></div>Gorghttp://www.blogger.com/profile/17532113665729226307noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-34122378.post-70863618645814771272007-04-07T17:39:00.000+03:002007-04-07T17:41:29.098+03:00bir dakikalık saygı duruşu<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/34122378-7086361864581477127?l=spinntheblackcircle.blogspot.com'/></div>Gorghttp://www.blogger.com/profile/17532113665729226307noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-34122378.post-57522153850825586882007-03-28T14:58:00.000+03:002007-03-28T15:20:36.067+03:00çıtırSon zamanlarda karşı karşıya kaldığım çıtır eksikliği geçen pazar bir sinema seansı ile uzun süreliğine son buldu. 300 kas yumağı adlı filmde kral leonidass'ın hangi baklavasına baksam karar veremedim. Saçmış, sakalmış, gözlermiş, sesmiş aman zaten eridik bittik. Eh tabi o mini mini donu ve pelerini olmasa olmazdı. Ayrıca böyle bodozlama giriyordu perslere bir de vin dizel benzeri sesiyle "spartiannsssss" diye kükrüyodu, en daha naapsın adam çok şahane çoook. Sonuç itibariyle filmi de beğendim, adamı da beğendim, beğendim adamı evet, fimli beğendim yani ama ooo adamı da beğendim. Adama fon olarak arkada onun gibi 10 tane olmasını daha çok beğendim. Evet hep böyle filmler yapsınlar, günlerimiz şenlensin. oyh<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/34122378-5752215385082558688?l=spinntheblackcircle.blogspot.com'/></div>Gorghttp://www.blogger.com/profile/17532113665729226307noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-34122378.post-3905983449321491292007-03-24T12:40:00.000+02:002007-03-24T13:13:38.099+02:00ilkbahar depresyonutam 15 dakika önce allam yine göz altlarım ne kadar korkunç gözüküyor diye aynaya bakarken bir an ay saçlarımı da boyamam lazım diyerek şöyle elimi saçıma götürdüm. Bir farkılılık vardı orda bi şey pırıl pırıl parlıyordu. Nassı yanii diye biraz daha yakından bakınca ne göreyim bir beyaz tel var saçımda. Yo yo olamaz hayır diye o tek saç telini ayırıp inceledim ucu hafif kızıldı altı bembeyaz. Sonra başka var mı diye aradım önlerde yok gibi geldi annem gelince arkalara da baktırıcam. Acaba koparsam mı dedim ama bir zamanlar deli deli izlediğim (evet ben bile delice ayakkabı almak, tikitoş giyinip öyle sokaklarda yürüyim istemiştim o zamanlar) sex and the city'den Samantha'nın güzide bir sözü çalındı kulağıma, vazgeçtim. Şimdi önde duruyor öyle. Dursun aslında noolcak tek bir tel dimi? Haha hadi canım kimi kandırıyoruz bu bir işaret hatta ilahi işaret.<br /><br />Çünkü aslında durum daha vahim. Göz altlarıma bakma nedenim de kuşinin blogunu okumuş üstüne de başka bir amerika doktorosı insanının blogunu okumuş olmaktı. Kendi halimi çok sıkıcı bulmuş hadi biraz daha nefret edeyim kendimden diye göz altlarımmış, siyah noktalarmış onlara dalayım demiştim. O saçı görmeseydim de zaten ay çok topalak bir insan oldum diye hayıflanıcaktım. İlla bulucaktım birşey yani o da imdada yetişti. Ve objektif olarak bana evet bak yaşlanıosun dedi. Şu an öf canım insan 25 yaşında yaşlanırmı hiç diye aklından geçiren varsa hemen suratuna bir tokat atmak suratiyle sustursun kendini. Evet işte yaşlanıyor, içi geçiyor, kendi yatağında uyumayınca sırtı tutuluyor, iki koşunca bacakları ağrıyor, içki sonrası sabahı başı ağrıyor ayrıca yalnızlaşıyor. Ben bu aralar sigara içmeye bile süpheyle yaklaşır oldum. Gerçi yediremiyorum kendime ama geçiyor işte aklımdan.<br /><br />aklımdan tüm bunlar geçerken tek çözümün yeni sabahlığımı giyip, uyanalı daha 3 saat olmasına rağmen yatağın içine girip deriiin bir uykuya dalmak olduğunu düşünüyorum. Ayrıca uykudan uyandırmak için bir insanı öpmenin iyi bir fikir olmadığını da düşünüyorum rahatsız edici bir durum uyanınca ilk gördüğün şeyin birisinin burnu olması hafif bir dürtme daha iyi iş görür kesinlikle.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/34122378-390598344932149129?l=spinntheblackcircle.blogspot.com'/></div>Gorghttp://www.blogger.com/profile/17532113665729226307noreply@blogger.com1tag:blogger.com,1999:blog-34122378.post-82087177479448050562007-03-23T21:02:00.000+02:002007-03-23T21:43:00.232+02:00kıssadan hisseJohn locke'u seviyorum ben. Dambıldor'un severus'a inanması nasıl "işte canım çok pişman olmuş" gibi basit bir şeyle açıklamayla inandırıcı olmuyorsa bu adamın aa napim basıverdim düğmeye açıklaması da inandırıcı değil. Evet bu Locke şahane bir insan aksi kanıtlanana dek buna inanmak istiyorum.<br /><br />Şimdi bir araştırma vardı bi zaman okumuştum şanslı olmak dış güçlere bağlı değil kişinin kendisi yaratır diye. Araştırmada deneklerin okudukları birşeyin içine bunu gösterirseniz 100 dolar kazanıcaksınız gibi bir şey yazıyorlarmış. En başta kendini şanslı olarak nitelendirenler bunu okuyunca ahaha bakın be buldumm oley diye mutlu mesut gösterirken, kendini şanssız sayanlar okuduklaru halde şaka heralde bu diye geçiveriyormış. Şöyle bir çıkarım yapmışlardı, kardeşim önündeki fırsatı görmezsen körsen şanssızsın işte, kesin senn başına normal hayatta neler geliyorda sen amaan diyip geçiveriyorsun. Ahanda bak kanıtı bi yüz dolar kazandm bile diyemedin.<br /><br />bir de büyük fenomen learned helplesness var. Bir yere kadar ağzına sıçılırsa ve umudun biterse, durum ortadan kalksa bile sen denemekten vazgeçiyorsun. Farelerde yapıyorlar bunu ben yeraltı bir psikolojik araştırmalar merkezi varsa eğer memnuniyetle hiç bir etik sıkıntı çekmeden insanlar üzerinde de uygulayabilirdim. Aslında dünyanın kesin bir yerinde vardır böle şeyler kim bilir neler yapıyorlardır. Neyse konuyu saptırmayalım, araştırmalar böyle diyor işte...<br /><br />Bir de bir dizide ya da animede herkes birbirinden karizmatikse olmuyor, şimdi renji'yi ikkaku'ya yalvarırken görmek, ikkakuyu'da Zaraki'ye yetişmek için debelenirken izlemek insanın kafasını karşıtırıyor. Yok rukia'nın kılıcı en güzeli, ama renji'de bi yandan öteki kuchiki'ye yetişmek için yırtınıyor, ama gidip ichigo kuchiki'yi bankaisi açıkken yeniyor filan. Aaaa aman noluyoruz kime hayran olucaz şimdi. Ayrıca renji'de şekil mükemmelken neden hep yeniliyor. Souçta bir tek süper kahraman olsun hepimiz ona hasta olalım bence.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/34122378-8208717747944805056?l=spinntheblackcircle.blogspot.com'/></div>Gorghttp://www.blogger.com/profile/17532113665729226307noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-34122378.post-84950464211324350042007-03-16T23:59:00.000+02:002007-03-17T00:39:25.196+02:00dip sosokulda geçen bir haftadan sonra koku grubunu bitirmiş bulunuyorum. En azından şimdilik. Bazı sapıtık insanlar naftalini boya, rakıyı şurup, uhuyu ispirto zannettiği için belki bir bu kadar daha koku grubu yapmam gerekecek. Ve beklendiği gibi tip tip insan geldi deneye. Bir tanesi rakı koklamanın dini inançlarıyla örtüşmediği söyleyerek bana kızdı, bir diğeri tentürdiyot koklayınca bayılıyorumuş meğerse böyle bir fena oldu zor topladı kendisini.<br /><br />havasız bir odada tüm günü geçirip, sadece 3 tane tanıdık görmek elbette bana da iyi gelmedi. O zamanında bütün gün oturduğum kantinde bile oturamadım sıkıntıdan. Öyle ki yemekleri okul içinde yürüyerek filan yedim. Sonra ikinci sınıfa geri dönemyi çok istedim, bana master tezimi bu master nası bişi ben de psikolojide okuyorum diyenlere boş bişi gerek yok dedim çok şaşırdılar. Sonra kendime sordum tabi e madem boş neden bir tane daha yapmaya kasıyorsun diye ama o sırada yeni öğrenci geldi düşünemedim.<br /><br />ayrıca orta kantinin çayı eskisi gibi güzel değil, şimdi o çarşıdaki köfte yapan yerin çayı güzel. Kepekli beyaz peynirli pofidik kalıyor yeteri kadar basılmamış oluyor. okulda sigara satılmıyor artık. Nbz çok çirkin bir bina. okulda uzun kıvırcık saç modası var ve hala pantalon üstüne çizme iğrençliği devam ediyor. Neden böyle bişi var ki ya kazak üstüne sütyen takmak gibi. Ben de öğrenci gelmezse ses kayıt cihazına saçma saçma konuşmaya devam ediyorum.<br /><br />ayrıca bir de genel hayat mevzuları var. Sonra mesela yürürken ayakkabılarım gıcırdıyor sinir oluyorum. Bir kişi için girilmesi gereken 188 variable var. Ayrıca sevgili istemdışı bir ego terbiyesi girişimi başlattı sanırım üzerimde. Ben yine de direniyorum. Son olarak sabahları yokuştan inmek hala çok keyifli hatta sanırım günün en güzel kısmı.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/34122378-8495046421132435004?l=spinntheblackcircle.blogspot.com'/></div>Gorghttp://www.blogger.com/profile/17532113665729226307noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-34122378.post-87844932502202261292007-03-03T18:16:00.000+02:002007-03-03T18:29:28.992+02:00liste-haftanın karizmatiği: Severus Snape (oyf canım çok fena, ben de ağzımı kıpırdatmadan konuşucam artık)<br />-haftanın şarkısı: Heroes come back /Naruto'nun yeni giriş şarkısı çok süper şahane bişiama full size'ı yok galiba daha tv size bibuçuk dakika hiç kesmiyor.<br />-Haftanın kitabı: The Scar/ China Mieville (Aynı zaman Toofıl çalışmaya yarıyor, kuşim saolsun)<br />-Haftanın filmi: Elbette heri potur ve ateş kadehi (Ron bu filmde kendini aşmış ayrıca çok da güzel giyiniyor)<br />-Haftanın çıtırı: Pek yok<br />-Haftanın arzu nesnesi: External hard disk<br />-Haftanın baskın öğesi: Uyku/nasıl biticek bu yazılar?/nefret ediyorum, nefret ediyorum<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/34122378-8784493250220226129?l=spinntheblackcircle.blogspot.com'/></div>Gorghttp://www.blogger.com/profile/17532113665729226307noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-34122378.post-25008303852081530182007-03-02T01:27:00.000+02:002007-03-02T01:46:26.215+02:00patik atarbiraz önce birşey araştırırken bir psikiyatrla yapılan söyleşiyi okudum. Röportaj yapan adam "nedir şu panik atak dedikleri, nerdeyse bir sosyal statü haline geldi geçirmeyen ayıplanıyor" diye sormuş. Hangi kendini bilmez panik atağı sosyal statüyle aynı cümle içine kullanabilirki. Yani bi panik ataklı heralde şöyle derdi buna (ben dedim walla)"ya evet evet panik atağım sayesinde sosyal statüm yükseldi, ne güzel bak artık bokumdan bile korkuyorum bence çok klas bişi". Neyse doktor adam da anlatmış çok özel durumlarda çalışması gereken ve dövüş, kaç, donup kal şeklindeki tepkileri yaratan devre panik atakta durup dururken ortaya çıkar diye. Sonra kimse ölmez, bayılmaz ama feci halde terörize olur demiş. Evet doğru gerçekten bu amygdala denen manyak beyin bölgesi diğerleriyle birlik oluyor hoplaya zıplaya çığlıklar atmaya başlıyorlar kafanın içinde. Yalnız hiç bir yerde yazmıyor bu ben ondan tip vericem, kendi kendini azarlamak o anlarda ve bunu nöronların kaşısında oturan bir öğretmen olarak gözde canladırmak feci işe yarıyor. Aynen bir riddikulus, böcürt ilişkisi vardır burada. Kafanda komik bişi hzırla, konsantre ol, asanı salla, asan yoksa neyi sallıosan salla, ve gül. Ayrıca çok alakasız ama kol kası çok süper bişi onu da eklemek istedim. Bu başlığı da öyle şimdi uydurmadım onu da anlatıcam sonra komik o baya burcu bilir.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/34122378-2500830385208153018?l=spinntheblackcircle.blogspot.com'/></div>Gorghttp://www.blogger.com/profile/17532113665729226307noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-34122378.post-87246680466460118512007-02-28T22:06:00.000+02:002007-02-28T22:21:59.284+02:00mızmızmızUyku böcüğü ısırmış olmalı beni. Sabah uyanıyorum kahvaltı ediyorum çay içerken yine uykum geliyor. öğlen uykusu, akşam uykusu aa saat 11 olmuş yatiim uykusu derken şu an patatese benziyor olmalıyım. Şimdi yine bir yandan yazılara çoktan başlamış olmam lazımdı tabi ki öyle dizi dizi duruyorlar. Hele bu ay elimi sürmek istemiyorum. Diğer yandan deney için fotoğraflar çekilecek ki pzt başlayayım yok onlar da öylece duruyor. En azından odamı toplayım derken hiç elim gitmiyor. Bugün oturdum to do list yapim die ilk maddeyi yazdıktan sonra uyuyakalmışım. Ama dün beşyüz saat mızmızlandıktan sonra burcu'ya gittim. Heri potur filmleri, şarap, peynir derken bi ara keyiften havalanıyorum sandım. Sonra bitti yine uyku geldi. Amaan öf walla.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/34122378-8724668046646011851?l=spinntheblackcircle.blogspot.com'/></div>Gorghttp://www.blogger.com/profile/17532113665729226307noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-34122378.post-29412315630331462602007-02-23T15:44:00.000+02:002007-02-23T16:04:57.919+02:00fuquakendime üniversite buldum. Duke ...Fakat kendisi top 20. Sonra şimdiki doktora öğrencilerine baktım Stanford var, MIT var. Bir sürü mutlu küçük hırs böceğinin minik fotoğrafları ve publicationları ve interestleri var. Proflardan iki tanesi psikoloji mezunu. Aşmışlar biraz tabi. Fakat sitede dolaşırken bir heyecan sardı bünyemi. İstiyorum istiyorum istiyorum die beynim hoplamaya başladı. Bir kendini bil dimi, belki başvurmadan önce bi şişe Felix Felicis içsem bir şansım olur ancak. Fikir Alicandan çıktı aslında Duke'a bak orda memory çalışanlar var dedi, ben de "Duke tabi tabi, orası biraz zor diil mi dedim" resmen bana küçümseme gülüşü attı. Ayrıca dalga geçtiğini de hiç saklamadan "saçmalama!, oeeh (böylegözlerini yukarı dikip kafayı yana yukarı dopru çekme hareketiyle)" dedi. Böyle ezik ezik baktım ben de sadece.<br /><br />Ama sonuçta ben şimdi istiyorum evet. offff öffff üffff<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/34122378-2941231563033146260?l=spinntheblackcircle.blogspot.com'/></div>Gorghttp://www.blogger.com/profile/17532113665729226307noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-34122378.post-25579952469562639902007-02-22T00:12:00.000+02:002007-02-22T00:28:35.675+02:00tezteztezteztezAh heri potur girdi araya söylemeyi unuttum. 5 mart günü ilk deneyimi yapıyorum. Kokular ok aldı. Prosedür biraz değişti. Haftaya etik kurula giriyor vee sonundaa ben gerçekten tezi yazmaya başlıyorum. Alican'la tüm konuşma boyunca kibar ol, ters bişi söylemeye diye kendime telkinde bulundum. Yalnızca haber varmı şirketten diye sorup da hayır hiç yanıtını alınca. Boşu boşuna bu kadar zaman kaybetmek ne kadar kokrunç değil mi? Delirmediğim için şanslı olmalıyız dedim. O da uzaklara bakarak bu dönem bizi olgunlaştırdı dedi. İyi dedim napalım erdik evet. Neyse ben çıktım otobüs durağına gidince orda bir kiralık oda ilanı asılıydı. Aynen şunları söylüyordu: "Kiralık oda, yatak, çalışma masası, dolap, perde, ADSL...Bavulunuzu alıp taşınabilirsiniz" Şaka filan dimi bunlar. Ben yana yakıla aylardır oda arıyım, tezimi yazım die ortamdan çatliim. Sonra böyle bir takım tesadüfler filan bişiler. Aynı gün sevgililiyle barışiyim. İlahi kozmik şaka.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/34122378-2557995246956263990?l=spinntheblackcircle.blogspot.com'/></div>Gorghttp://www.blogger.com/profile/17532113665729226307noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-34122378.post-68426781267483330632007-02-21T23:57:00.000+02:002007-02-22T00:12:28.809+02:00üfffya ya ama ama ama...öldüüü koskaca muhteşem adam. ya ühühüh. E hiç kimse kalmadı bu çocuğun arkasında. Napıcak tek başına. Ama ne kadar şahane bir adamdı. neden öldü ki. Sirius da ölmeseydi. Albus hiç ölmeseydi. Ya neden yeni kitabın çıkmasına yakın zamanda bitirmedim ki. Şimdi nasıl beklicem temmuza kdar. Ühühüüh.<br /><br />Fakat robinson cruosoe denen muhteşem yerde 6. kitabın ingiliz baskısı yarı fiyatınaydı.Ben sanırım aşırı heyecan belirtileri göserince sevgilim çaktırmadan almış bana. Sonra başka başka muhteşem kitaplar vardı. Merdivenlerin hemen başında, normal bir insanın ilk basamaktan uzanarak inceleyebilceği, benim üçüncü basamağa çıkarak orda en az yarım saat kalmama neden olan o akıllara zarar bölüm yine yeni kitaplarla dolmuştu. Her birini inceledim, mıncıkladım, ne kdar güzellerdi. İçim gidiyor her birine. Duvarlar dolusu kitaplarımız olsa, kafamızı kaldırmadan kitp okusak lord sepulcrave gibi. Şimdi ne okusam acaba?<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/34122378-6842678126748333063?l=spinntheblackcircle.blogspot.com'/></div>Gorghttp://www.blogger.com/profile/17532113665729226307noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-34122378.post-8334608235314938842007-02-20T00:56:00.001+02:002007-02-20T01:17:47.368+02:00yarın okula gidiyorummmm oleeeee. Fakat gel gör ki evde hazırladığım kokuların ne kadar tanınabilir olduğunu babam üzerinde test ettim. Sonuçlar pek iç açıcı değil hani. önce beş kokuyu tanıyamadı azıcık zorladım iki tane daha tanıdı. neyse heh iyi bu üçüne bişi yaparım diye rahatlatırken kendimi aa baba bu arada bunların hiç biri sana bi anı çağrıştırdı mı dedim. Durdu, baktı ve "yooo" dedi. Hiç bişi mi anımsatmadı diyince (bu sırada sanırım alt dudağım büküldü) "hımm hiç sanmıyorum" dedi. Bir sonraki aşamada nasıl hatırlamazsınn hiç mi çilek yemedin, hiç mi kahve içmedin diye üstüne yürümek vardı fakat bunu öğrencilere uygulamak üzere sakladım. Ama yok moralimizi bozmuyoruz, ıı ıh hiç bozmuyoruz. elbet bişi hatırlayan çıkar dimi ama ya çıkmazsa. Bu arada sanırım en az bir birinci sınıf öğrencisi bana utanmıyor musun milletin burnuna çamaşır suyu dayamaya, etiğe aykırı bu, aykırı diyorum etiğee diye tafra yapıcak. (Etik demişken anneme kokuların bir kısmının kötü koku olması gerektiğini söyleyince bana kusmuk kokusunu önerdi, sonra da bak ne güzel işte hepsi şarhoşluk anıları dökülür birer birer dedi. Yaratıcı walla ama sanırım her sabah kusmak ve onları şişelemek arada bir de tazelemek zor olurdu.)<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/34122378-833460823531493884?l=spinntheblackcircle.blogspot.com'/></div>Gorghttp://www.blogger.com/profile/17532113665729226307noreply@blogger.com0